Sitemizi Aktif Kullanmak İçin Üye Girişi Yapmalısınız
 Anasayfa
• RSS • Webmail
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
Güvenlik Kodu :
     
    Üye Olmak İstiyorum
    Şifremi Unuttum
FORUMLAR
YENİ FORUM AÇ
Okul Öncesi
İlkokul
Ortaokul
Lise
Değerler Eğitimler
Branş Dersleri
E-Bülten
 Ad Soyad :  
 E-Posta   :
ekle    çıkar
ETKİNLİK TAKVİMİ
AKTİF DRAMA ANKET

Web Sitemizi Nasıl Buldunuz ?


Anket Sonuçları Yükleniyor. Lütfen Bekleyin ...

» Önceki Anket Sonuçları
İstatistik
Okulöncesinde Drama İçin Temel Kavramlar
05 Haziran 2013 Çarşamba 12:00
12
14
16
18

Drama etkinlikleri, çocuğun erken yaşlarından başlayarak yaşamında değişik biçimlerde yer alır. Söz gelimi çocuğun tartımsal bir biçimde bir hayvanın üstüne biner gibi eylemler yapması, hayvan taklitleri, hayvan seslerini çıkartma gibi etkinlikleri eğitimde drama çalışmalarının ilk izlerini oluşturur gibidir. Bu nedenle çocukların doğumdan itibaren gösterdiği hızlı gelişimi ve bu gelişime bağlı olarak ortaya çıkan gereksinimleri, yaşantıları ve özellikle oyunla olan ilişkileri, onları drama ile dolaylı da olsa buluşturur. Drama, oyunsu özelliklere sahip yapısı ile çocukların bu tür çalışmalarda kolayca içinde olabileceği etkinlikler olarak yer alır. Ancak oyun ve canlandırma odaklı olan eğitimde drama, içinde oyun, devinim, sahneleme vb. etkinliklerin olduğu drama, dramatik, dramatik oyun, dramatizasyon, çocuk tiyatrosu gibi bazı kavramlarla karıştırılmaktadır. Bu nedenle bu kavramların açıklanmasında yarar bulunmaktadır.
Dram, Türkçe Sözlük’te hem sahnede oynanmak üzere yazılmış, konuşmalar ve devinimlerle gelişen, karşıt oluşların çatışmasıyla sonuçlanan oyun, yapıt olarak hem de mecazi anlamda da acıklı olay olarak, drama ise tiyatro yazını, oyun yazma sanatı, (televizyonda) oyun biçiminde oyun, yapıt (Püsküllüoğlu, 2004:303, Adıgüzel, 2006a) olarak tanımlanmaktadır. Tiyatro bilimcisi Özdemir Nutku’ya göre ise dram, sahnede oynanmak üzere konuşmalar ve hareketlerle gelişen, karşıt oluşların çatışmasıyla gelişen ve sonuçlanan oyundur. Ona göre drama, eski Yu- nanca’da bir şey yapma ya da yapılan bir şey anlamında kullanılırken aynı zamanda başka bir anlamı da oynamaktır. Ancak antik tiyatronun gelişmesinden bu yana, bu sözcük yalnızca herhangi bir kimsenin bir şey yapmaması değil, belli bir kimsenin, katılanlara anlamlı olan bir şey yapması içeriğini kapsamaktadır (Nutku, 1983:5,6,240, Adıgüzel, 2006a).
Bütün bu verilere dayanarak drama sözcüğünün, içinde eylem olan her türlü etkinliği içerdiği söylenebilir. Bir yönüyle tasarımların eyleme dönüşebildiği oyunları da kapsayan drama, tüm eylemleri kapsadığı için birden çok insanın bir yaşam durumunu, canlandırmaya dayalı süreçlerde yeniden üretmeyi de geniş ölçüde içerir. Bir ya da birden çok insanın birbirleriyle, doğayla ya da başka nesnelerle etkileşerek yaşadıkları içsel ve dışsal devinimler drama ortamlarında ortaya çıkar. İnsanlar arasındaki çeşitli ilişki biçimleri, insanların diğer nesnelerle kurduğu iletişim ya da etki ve tepkiye dayalı durumlar da bu eylemler arasındadır ve bu durumlar aynı zamanda içinde çeşitli problemleri, gerilimleri barındırdığı için dramatik an ya da dramatik bir durumu da oluştururlar.
Dramatik, Türkçe Sözlükte sahne oyununa özgü olan, içinde gerilim, çatışma, çeşitli olaylar ve karşıtlıklar bulunan, insanla ve insan ilişkileriyle gelişen yapıt ya da olay, değişmeceli olarak da duyguları kamçılayan, coşku verici, gerilim yaratıcı (Püsküllüoğlu, 2004) olarak tanımlanır. Dramada belirtilen çeşitli devinimler aynı zamanda çeşitli yarışmaları, çekişmeleri, çözülmesi gereken problemleri, gerilimleri içinde barındırır ki bunun adı dramatik ya da dramatik olandır. Tiyatro bilimi açısından Dramatik, oyunla ilgili olan; oyuna girmeden içinde gerilim, çatışma, karşıtlıklar bulunan olaylar olarak da adlandırılır. Nutku’(1990)’ya göre dramatik olan, her şeyden önce insanla ilgili olan bir duygudur. İnsan yaşamını temel alan ve bu yaşamdaki bir sorunu, bir anı, bir düşünceyi ya da duyguyu ileten bir görünüm, dramatik ise dram’a yani oyun türüne ilişkin olan, içinde gerilim, çatışma, çeşitli olaylar ve karşıtlıklar bulunan, insanla ve insan ilişkileriyle gelişen herhangi bir yapıt ya da olaydır.
Dramatik, insanda bir içsel yaşantının, gerilimin olması durumudur. İnsan yaşadığı ilişkilerde çeşitli seçimleri yapmak, çatışmalar yaşamak durumundadır. İnsanın yapacağı seçimler ya da yaşayacağı çatışma durumları, etki-tepki ilişkileri dramatik olanın ta kendisidir. Oysa dramatik, günlük dilde daha çok ya acıklı, hüzünlü eylem durumlarında ya da sahne oyununa özgü olan, coşku veren duyguları kamçılayan anlamında kullanılır. Dramatik olanda bir “durum” söz konusudur. Bu durum bir sorunu içermelidir. Dramatik olanın gelişimi, sorunun çözümü yönünde ilerlemedir. Dramatik olanın gelişiminde başlangıç olacağı gibi ilerleme ve sonuç olabilir. Bu gelişimin olabilmesi için de birinin ya da birilerinin o mevcut duruma, o soruna karşı bir tepkide bulunması gerekir. Karşı karşıya gelen A ve B bir gerilim anını başka bir deyişle dramatik olanı/anı yaşarlar. Kişilerden birinin diğerine yönelmesi iletişimin de başlaması demektir. Anlık durumları yaşamak da dramatik olan/andır. Kişilerden birinin soruna bir tepkide bulunması gelişmeyi sağlayacak, dramatik olanı sonuca götürebilecektir. Dramatik an çatışmanın çözüleceği noktaya gider, ancak taraflar bu gerilimi yaşarlar, gerilimin bitmesi ya da çatışmanın çözülmesi dramatik olanı/anı da bitirir (Adıgüzel, 2006a).
Dramatik oyun ise oynayanların söz gelimi çocukların keşfettikleri ve çevrelerindeki tüm karakterleri ve hareketleri taklit ettikleri özgür bir ortamda oynanan oyundur. Bu tür oyunlar bir grubu gerektirir. Bireysel değildir, anlıktır, süresi kestirilemez temel olarak öykünmeye dayanır. Bir anda başlar ve bitişi belli olmayan, rollerin var olduğu senaryo ve metnin olmadığı doğaçlama ve rol oynama tekniklerinin kullanıldığı, gelişimini gündelik yaşantılardan alan bir süreçtir. Dramatik oyun, çocuklar arasında oluşan iletişim ve etkileşim içerisinde imgeleme ve dayalı oyun türlerini oluşturur. Çocukların oynadığı evcilik oyunları dramatik oyunların tipik örneğidir. Bu oyunlarda imgelemeye dayalı oyunlar daha yoğundur ve bu oyunlarda daha önceden hazırlanmış öyküler söz konusu değildir. Çocuklar çeşitli rolleri paylaşırlar, bir yetişkinin, liderin, öğretmenin herhangi müdahalesi olmadan bu rolleri istedikleri gibi oynayarak oyunu sürdürürler. Bu oyunlarda doğaçlama, rol oynama, kendiliğindenlik, konu, yaşantı gibi yaratıcı dramayı doğrudan ilgilendiren özellikler olmasına rağmen, canlandırmaların hemen hepsi bire bir taklide dayalı olması nedeniyle yaratıcı dramadan ayırt edici bir özellik taşırlar. “Taklit etmek dramatik oyunlarda önemli bir yere sahiptir. Davranış biçimleri olduğu kadar erken dönem dil gelişimi de çocuğun örnek aldığı kişilerin taklidini temel alır. Çocuk, çevresinde olup bitenleri anlamak için ve bunların gelecekte kendisine yarar sağlaması adına etrafından gördüklerini, duyduklarını ve hissettiklerini taklit eder. Taklit etme, çocuğun kendisini yetişkin biriyle ya da bir imgeyle özdeşleştirmesi gereksinimini giderir. Bu bilinçli bir davranış biçimidir. Bu bağlamda, yaratıcı drama öğretmenlerinin taklit etmeyi yaratıcı drama sürecinin sağlıklı bir parçası ve dramatik oyun yoluyla öğrenmenin bir yöntemi olarak görmelerini düşünmek yararlıdır” (Pollisini, 1994, Adıgüzel, 2006a).
Dramatik oyunlar bir tiyatro oyunu oluşturmak gibi bir amaç taşımaz; ancak yaratıcı drama gibi tiyatronun pek çok ögelerini içerir. e göre dramatik oyun, bir an için var olur. Bir kaç dakika içinde sona erebilir ya da bir süre devam edebilir. Hatta çocuğun ilgisi kuvvetliyse tekrar edebilir. Bu tekrar bir prova niteliğinde değil, yapılan bir şeyin verdiği hazzı yeniden deneme isteğidir (McCaslin (1990:4, Adıgü- zel,1993).
Pollisini (1994)’e göre dramatik oyun, yaratıcı dramaya geçişte önemli bir basamaktır. Ona göre birçok insan yaratıcı dramaya uyum sağlamada zorluk çekmez çünkü zaten yaşamında bildiği, denediği, çocukluğunda geliştirdiği her şeyi dramatik oyunlarda yaşar. Dramatik oyunu bilen ve anlayan bir öğretmen, dramatik oyunun nerede bittiğini ve yaratıcı dramanın nerede başladığını daha kolay ayrış- tırabilir. Bu yönüyle dramatik oyun, yaşamı daha iyi anlamak için onu canlandırmaktır. Bu tür oyunlarda çocuk bir rol üstlenir ve başka biriymiş gibi davranır. Bu süreç boyunca çocuk ilk elden ve ikinci elden yaşantıları farklı durumlarda insanı, eylemleri ve konuşmaları öykünerek (taklit ederek) başka bir insanla yaşar. Karakterin duygu ve düşüncelerini sözlü olarak ifade edebilmek için sahne donatımında bulunan nesneleri kullanabilir (ak.Adıgüzel, 2006a).
Dramatizasyon, yaratıcı drama ile en çok karıştırılan kavramlardan biridir. Eğitim tarihimiz açısından eğitim programlarında dramatizasyonun bir öğretim yöntemi olarak yer almasının etkisi büyüktür. Hatta iki yılda bir Ankara da yapılan
ve yaratıcı dramanm Türkiye’de gelişmenin ivmesini oluşturan eğitimde yaratıcı drama seminerlerinin ilklerinde “yaratıcı dramatizasyon” teriminin sıkça kullanıldığını görürüz. Günümüzde oyuna koyma, oyunlaştırma adıyla anılan dramatizasyon daha yeni ve çağdaş bir anlama kavuşmuştur. 80’li yıllarda Dramatize, sözcük olarak, drama biçimine sokulmuş, oyunlaştırılmış ya da oyun biçiminde olan, dramatize etmek ise, roman, öykü, şiir gibi bir yazın yapıtını radyo TV ya da sahne oyunu biçimine sokmak, oyunlaştırmaktır (Püsküllüoğlu, 2004).
Yaratıcı drama çalışmalarının aksine lider, dramatizasyonda çok daha aktif, yönlendirici ve belirleyicidir. Söz gelimi öğretmen metni okur ya da anlatır, rolleri dağıtır, bu kez çocukların okudukları öyküyü canlandırmaları beklenir. Bu tür canlandırmalarda tiyatroya benzer bir çalışma süreci izlenir. Öğretmen ya da lider bu süreçte etkindir, sık sık araya girerek akışa yardım edebilir, söylenmek istenilenleri hatırlatabilir. Dramatizasyonda metinlerin canlandırılması sırasında tümcelerin aynen söylenmesi gibi bir zorunluluk yoktur. Eğer öğretmen isterse öyküyü okurken kesip, çocuklarla birlikte canlandırmaya yeniden devam edebilir. Öğretmen dramatizasyon etkinliklerinde daha çok süreci kenardan yönetir, role girmez. Dra- matizasyon da tıpkı yaratıcı drama gibi bir eylemin içindedir, bu süreçte de bir oyunlaştırma, yaşanır hale getirme söz konusudur.
Çocuk Tiyatrosu, okulöncesi dönemden erginlik dönemine kadar, amatör ya da uzmanlar tarafından çocuklar için yapılan tiyatrodur. Çocuk tiyatrosu, hem yetişkinlerin çocuklara yaptığı tiyatroyu hem de çocuk oyuncuların çocuklara ya da yetişkinlere yaptığı tiyatroyu, okullarda yapılan çocuk oyuncu ya da yetişkin oyuncuların oynadığı tüm tiyatro çalışmalarını içerir (Adıgüzel, 2006).
Bu tanımlardan da anlaşılacağı gibi okulöncesinde eğitimde drama, bu kavram ve etkinliklerle yakından ilişkili bir alandır “Dramada neyi öğretmek istiyorum?” sorusuna verilecek yanıt unutulmamalıdır. Dramada konu, içerik, görsellik ve çocukların oyunculuk eyleminde bulunması için gerekli hazırlığın iyi yapılması gereklidir. Drama liderinin ya da etkinliklerinde dramayı bir yöntem olarak kullanacak öğretmenin bütün bunları yapabilmesi için; okulöncesi çocuklarının gelişim özelliklerini, okulöncesi eğitimini, dramanm alan bilgisini bilmesi gerekir. Dramada öğrenenin önceki öğrenmeleri önemlidir. Öğrenme geçmiş bilgi, yaşantı, biliş- sel/duyuşsal boyutlarla ilişkisi bulunmaktadır. Bu durum okulöncesi dönem çocukları için de geçerlidir.
 

HALİM ULAŞ
Okunma Sayısı : 4140

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Konular


    Drama Kursu ile günlük yaşamda yaşanılan durumlar taklit edilir ve bu olaylar zincirinde yaratıcı drama, tam anlamıyla yapar gibi görünmek anlamına gelir. Olaylar, durumlarve bağlantılar arasındaki ilişkiler öğrenilir. Eğitim sisteminde yepyeni bir kavram olmakla birlikte, amaçlı bir etkinlik olarak eğlenceli matematik, singapur matematiği ve zeka oyunları adeta gerçek hayatın provası ve yaşam felsefesidir. Aynı zamanda Mental Aritmetik Eğitimi ile kavramlar bilgisi gelişerek kolay öğrenmenin yolları bulunmaktadır.
* Katılımcılara Üniversite Onaylı Sertifika Verilecektir.
** Bu Sertifika 2010 / 49 Ders Dışı Egzersiz Yönergesine Uygundur.
Tüm Hakları Saklıdır 2013 AKT�F DRAMA 0